31 Temmuz 2010 Cumartesi

Dün Türkiyenin bölünmesi için dış çabalardan ve bu olasılığın insanı dehşete düşürdüğünden söz etmiştim.
Bugünkü (31/7/10) tarihli Vatan gazetesinde, 12 Eylül sürecinde Barış Derneği dolayısıyla uzun süre hapis yatmış olan kıymetli Prof. Dr.Gencay Şaylan'ın "yugoslavyaya benzemeyelim" başlığı altında fevkalade gerçekçi, bir okadar da ürkütücü tespitleri var. Lütfen okuyun.

30 Temmuz 2010 Cuma

Günlerdir içimde nedenini çözemediğim bir sıkıntı vardı. Dün gece bunun bir sıkıntı değil, bir ürküntü olduğunu ve neden ürktüğümü anladım.
Birincisi, alıştığımız seküler yaşam tarzımızın değişebileceği düşüncesi beni ürkütüyor. 70'ine merdiven dayamış ve pek az borcu kalmış biri olan benim için korkunç olmasada, torunumu, oğlumu, gelinimi düşünüp ürküyorum. Benden yaşça epey küçük kardeşimi ve onun ailesini düşünüp ürküyorum.
Yine aynı nedenlerle İnegöl ve Dörtyol olaylarından sonra, Türkiyenin bölünme ihtimali beni dehşete düşürüyor. Hernekadar sevmesem de Bakanın hakkı var bir parmak var. Ama o parmak içte değil dışta. Tee '70'lerde Amerikan NSA'sinin hükümetine tavsiyelerine uygun. Kabul edelimki Türkiye son 30 yılda her yönde çok yol aldı. Artık kendini tamamen milletlerarası ianelere muhtaç hissetmeden yürüyor. Ayrıca dış güçler açısından çok rahatsız edici birşeyde, sanayi kendi ayakları üzerinde büyük gelişme gösteriyor. Özelliklede harp sanayii. Yabancı güçler hiçbir şekilde Ortadoğuda BATIYA DÖNÜK, her bakımdan kendine yeten otonom bir lider Türkiye istemezler. İşte iki korkumum sebebi budur.

27 Temmuz 2010 Salı

Birkaç gündür samimiyetle düşünüyorum, acaba Başka bir iktidar, mesela CHP bu şekilde bir referandum yapsaydı oyum ne olurdu? Kararım hayır olurdu. Tabiidirki ihtilal anayasasının başta YÖK gibi bazı maddelerinin değişmesi lazımdır. Ama yalnız bugünkü iktidar değil herhangi bir iktidarın bu kadar kontrol dışı güç sahibi olması, bence doğru değildir. Filozofun dediği gibi, abartırsak doğruyu buluruz. Olmayacak birşey ama, düşününki apo yanlısı bir parti iktidara geldi, ne yapacaksınız?
 Geçtiğimiz hafta sonu Zeyno, Filiz, AliSinan ile Fulyaya yazlığa gittik.Çok keyifli idi. Kusura bakmasınlar ama, onlar bir akşamlık Cundaya gidip Zeyno bize kalınca, deniz, güneş, çimen harikaydı. Zeyno denizde bir alem. Onu elimde yüzdürüp havaya atıp, göğsüne kadar suya girince tuttuğumda attığı kahkahalara denizdeki herkes bayıldı.
Keyifli zaman çabuk geçer; üç gün çok çabuk geçti. Önce Fulyaya veda, bir burukluk. Sonra torun ve çocukların eve bırakışı üzerine tuz biber.
Tanıyanlar bilir, yalnızlığı severim. Ama bu defa ev pek hüzünlü ve soğuk geldi.
Yattım öylece.

21 Temmuz 2010 Çarşamba

Sevgili Ertuğrul Özkök beni mahcubetti. Bugünkü yazısı çok güzel. Bugün okuduğum kadarıyla, ordumuzu o hale getirdikki, şehitler konusunda resmi açıklamayı, bir hata olmasın endişesiyle medyadan saatler sonra yapıyor.
Ben çok üzülüyorum, ordumuzu yıpratmak için elimizden geleni yapıyoruz. Bunda komuta kademesinin basiretsizliği yokmu, var. Ama deniyorki, dünyadada hiç bir Genel Kurmay Başkanı bu kadar konuşmuyor.(keşke konuşmasa) ama dünyada hangi ülkede medyada silahlı kuvvetler bu kadar konuşuluyorki.
Yeter bu sonu gelmeyecek sıkıntılardan. Akşam üzeri Tanya aradı, Aliş uyurken baktık size çok benziyor dedi ve resmini gönderdi. benzetme kabiliyetim olmadığı için anlayamadım ama Fulya zaten son gördüğünde söylemişti.
Yani, zeyno, Aliş zevkleri varken, ve bu yaşta hala yarım yamalak yaşamayı becerebiliyorsam s......m bu dünyayı.

20 Temmuz 2010 Salı

Unuttuğum önemli bir şeyden kısaca bahsetmeden gecemeyeceğim; sigara yasağı cıktığında bu içki yasağınında başlangıcı diyenlere paranoyak diyordum. Ama Başbakanın son sözleri benim paranoyak dediklerimi haklı beni aptal iyimser durumuna düşürdü.

Ivır zıvır

Bugün havayı görünce yanıma ikinci bir T-shirt alıp kulübe gittim. Şiddetli yağmur başlayınca hiç yapmadığım bir şeyi yaptım. Oyağmurun altında boş korta girip hareketsiz durdum. İnanılmaz güzeldi.(refreshing diyecektim ama karşılığını bulamadım).
Eve dönüp mail'ime baktığımda genç tenis arkadaşlarıdan gelen ve bana uygun bir mail gördüm;
  THE PROJECT OF THE DAY AT THE HOME FOR THE AGED WAS
  "TRY TO CREATE SOMETHING FROM MEMORY"
Yani, yaşlılar evinde günün projesi, hayaliniz/hatıralarınızdan birşey yaratmaya çalışın.
 Lütfen deneyin yaş mühim değil, becerebiliyorsanız çok keyifli.
Çok sevdiğim! Ertuğrul Özkök son peki biz onları istiyormuyuz yazısından sonra, birazda Serdar Turgut'un gazıyla gurme yazılarına döndü. Bodrumda çok önemli bir misafirini ağırlamış ve on gün boyunca Türk şarabı içirmiş.Bu ismi meçhul önemli kişide çok memnun kalmış. Ben rakıyı pek sevmediğim için tam 49 senedir Türk şarabından memnunum. Bilen bilir epey bulunduğum yurt dışındada misafiri olduğum amatör uzmanlar bana şarap içirdiler.
Ciddileşelim, asker bir aileden geldiğim için askere toz kondurmam. Ama okuduklarım doğruysaki doğruya benziyor el insaf.
2007 de asker PKK'lıları Heron vasıtasıyla kıstırmış, ağır zayiat verdiriyor. Bu arada bir üsteğmen yarbayına, kendi adamlarım zayiat veriyor ya koordinatları değiştirin yada Heronu düşürün mesajı veriyor.
Ben bunu kabul edemem. Böyle bir ihanet ihtimali San Marino ordusunu bile ayağa kaldırır. Ama bizim Genelkurmay eveliyor geveliyor, ve anlaşılıyorki soruşturma 2007'denberi devam ediyor.Ne diyeyim pes!
Bugünü güzel bir cümleyle bitirelim;
Edep en iyi edepsizden öğrenilir.(Ahmet Hakanın yazısından.)