Bazen bu yaşımda(67)mutluluk duyuyorum. Sakın yeni çıkan ve ekonomilerde olduğu gibi insan hayatındada bir U dönüşü olduğu ve U'nun en dibinin 46 yaş olduğu ve sonra tekrar yukarı çıkış başlayacağı felsefesinden etkilendiğimi zannetmeyin. Benimki İstanbul, özellikle Kadıköy'ü '50'lerden itibaren hatırlayarak yaşamanın mutluluğu.
Ben karlı kış günlerinde Göztepe pansiyonlu ilk okuldan kurt inmesi tehlikesine karşı tabur halinde evlere bırakılmayı yaşadım. Yaz ayları Bostancıya, Fenerbahçeye açık tramvayla gittim. Çatalçeşmede billur gibi denize girdim.
Daha sonraları babamdan yürüttüğüm arabayla ikikenarı tramvay hatlı eski Bağdat caddesinde ehliyetsiz dolaştım.
Suadiye Dağ klüpte canlı müzik dinleyip, Osmanbey Site sineması üzerindeki İlhan Gencerin Çatı kulübünde dans ettim. C.tesi günleri Hilton'un meşhur beş çaylarında solist Neco, bateride Salim Ağırbaş, Gitarda Rahmetli Yurdaer Doğulu olmak üzere Şerif Yüzbaşıoğlu orkestrasını bayılarak dinledim.
Orta ve lisede Robert Kolejde yatılı okudum. Ehliyet aldıktan sonra bile ailem arabayı bende yatılı bırakmazlardı, çözüm, rahmetli Gün abinin(Gün Sazak) eşi Bilen abladan Pazar günleri arabalarından birini birkaç saatliğine rica eder, ertesi Cuma geri getirirdim. Beni pek sevdiklerinden birşey demezlerdi.
Futbol oynardım, tahta Fenerbahçe stadında top oynadım.
O zamanlar hayran olduğum Silvie Vartan ile şerefine verilen akşam yemağinde rahmetli eniştem sayesinde karşı karşıya oturup sohbet ettim.
Bunlar hep 1964 senesine kadar, sonrası yeni sayılır.
Önemli olan o zamanlar bunların kıymeti önemi vardı. Şimdi ise varlıklı geçlere imkanlar sonsuz ama eski İstanbul yok ve basit şeylerden zevk sınırlı.
18 Ocak 2011 Salı
MFÖ
Yakınlarım bilir, otantik Türk halk müziği dışında Türk müziğine fazla yakınlığım yoktur, hele modern pop, tam musiki incelik yoksunu iki üç akorlu, konservatuvar iki öğrencisinin yazabileceği şeyler. Ama geçen Pazar gecesi Saba Tümer'in(isim hatalı olabilir) programında canlı MFÖ'yü dinledim. 40. yıllarıymış. Hakikaten benim ailemde üç nesil severek dinledi onları. Onların konserleri hep doldu. Hemde bende ordaydım kalabalığıyla değil hakiki sevenleriyle doldu. bundan sonrada dolacak. Onları dinlerken Cem Karaca'yı, Barış Manço'yu, Tanju Okan'ı ve hayatta olan Bülent Ortaçgil ile Alpay'ı hatırlayıp bu müzisyenlerin yerlerinin bende apayrı olduğunu düşündüm. Keşke onlar ayarında yeni müzisyenler çıksa.
14 Ocak 2011 Cuma
Havadan sudan
Ucube, 45cm, ecdat gibi polemikler nereden çıktı deniyor. Mesele basit! Seçim yaklaşıyor. Ortalıkta muhalefet denebilecek bir şeyde olmayınca AKP tabanı bir rehavet içine girmiş durumda. Haksız da değiller, seçim garanti gibi. Ama Anayasa meselesi olunca rey artması gerek, onun için tabanı hareketlendirmek lazım. Hadise bu. Sev sevme RTE'yi beğenmemek elde değil. Her şeyi zamanında yaparak AKP lehine çevirebiliyor, birde muhalefete bakın ve elinizi vicdanınıza koyup söyleyin, bunlardan ne beklenir?
Ahmet Hakan ile Yiğit Bulut en sonunda birbirine girdi. İki günlük yazılara bakılırsa enteresan ve okumaya değer bir debelleş olacak. Bir tarafta Cüppesiz Ahmet Hoca, diğer tarafta jöleli genç,(kendi tabirleri)takipte yarar var.
Hiç bir dert yokmuş, hertarafımız denkmiş gibi, son önemli konumuz Kanuni ile ilgili dizi. Yahu seyret veya seyretme bir diziye kayıtsız kalamazmıyız, mutlaka bilip bilmeden, eski edebiyat hocamın tabiri ile amudi fıkariden birşeyler söylemek zorundamıyız? Anlamıyor, sinirleniyorum.
Ahmet Hakan ile Yiğit Bulut en sonunda birbirine girdi. İki günlük yazılara bakılırsa enteresan ve okumaya değer bir debelleş olacak. Bir tarafta Cüppesiz Ahmet Hoca, diğer tarafta jöleli genç,(kendi tabirleri)takipte yarar var.
Hiç bir dert yokmuş, hertarafımız denkmiş gibi, son önemli konumuz Kanuni ile ilgili dizi. Yahu seyret veya seyretme bir diziye kayıtsız kalamazmıyız, mutlaka bilip bilmeden, eski edebiyat hocamın tabiri ile amudi fıkariden birşeyler söylemek zorundamıyız? Anlamıyor, sinirleniyorum.
28 Aralık 2010 Salı
Hiç gitmiyorum ama, magazin sayfalarından gördüğüm kadarıyla Nişantaşı bu sene yeni yılı Avrupai/Amerikanvari bir coşkuyla kutlamaya hazırlanıyor. Işıl ışıl caddelerde yeni yıl(noel) müzikleri çalınıyormuş. Hoşuma gitti, 45 sene önce olsaydı kaçırmazdım.
Müzik deyince aklım 25 sene öncelere ve 80'lerin sonlarında dinlediğim,ama LP veya diskini hiç bulamadığım bir Christmas şarkısı geldi.
İrlandalı The Pogues adında bir grup söylüyordu. Solistleri ise Shane Mac Gowan. Şarkının adı Fairy Tale of New York. Tam sevdiğim tarz çok değişik bir Xmax carol, ama hiç bir mistik tınısı yok. Bugün internette bulup dinledim, yine çok sevdim. Dinleyin değişik gelecek.
Müzik deyince aklım 25 sene öncelere ve 80'lerin sonlarında dinlediğim,ama LP veya diskini hiç bulamadığım bir Christmas şarkısı geldi.
İrlandalı The Pogues adında bir grup söylüyordu. Solistleri ise Shane Mac Gowan. Şarkının adı Fairy Tale of New York. Tam sevdiğim tarz çok değişik bir Xmax carol, ama hiç bir mistik tınısı yok. Bugün internette bulup dinledim, yine çok sevdim. Dinleyin değişik gelecek.
24 Aralık 2010 Cuma
Serdar Turgut'un tabiri ile Türk malı liberalleri, veya daha eski tabiri ile faşist liberalleri iyi tanımak için lütfen 23/12 tarihli Ertuğrul Özkök ve Ahmet Hakanı, ve onların tamamlaması niteliğindeki 24/12 tarihli Serdar Turgut'un yazılarını okuyun. Bu sayede, başta Hasan Cemal ve Şahin Alpay(liseden sınıf arkadaşım) gibilerin ne olduklarını görün
Lütfen okuyup yorum yapın. Bu tipler artık kanımı donduruyor ve köşe yazılarından nefret ettiriyor.
Lütfen okuyup yorum yapın. Bu tipler artık kanımı donduruyor ve köşe yazılarından nefret ettiriyor.
20 Aralık 2010 Pazartesi
İKİ KONU!
Yiğit Bulut isimli köşe yazarının fikirlerinin pek çoğu ile hemfikir olmadığımı beni tanıyanlar bilir. Ancak şu TUSİAD hakkında bütün söylediklerine hak vermemek elde değil. Açıkça bende TUSİAD'a çok sıcak bakmam. Türkiyede yoksula, biçareye hiç bir faydası olmayan bu dernek sadece kendine çalışan, genele yararlı fakat onların menfaatine dokunan karar alan hükümetlere veryansın eden bir klüptür. Bu konularda fikirlerim kendimedir ama son yaptıkları es geçilecek gibi değil. Tipik TUSİAD ikiyüzlülüğü. Boyner hanım soranlara ne demiş; halkın seçtiği başkan ile dans etmiyecek mi imiş, ana dilimizle hitabedilince hoşumuza gitmez mi imiş? Yahu niye Rizeye gidip oradada halkın seçtiği başkan ile laz havası oynamıyorsun? Niye lazca merhaba deyip biz buralıyız demiyorsun? Veya niye yüzde seksenin arapça bilip, bir kısmının konuştuğu Hatay'a gidip Arapça konuşmuyor, yalelliye seçilmiş başkanla eşlik etmiyorsun? Çünkü oralarda ekmek yok! Oralarda reklam yok! Oralarda medya yok!
Ben bukadar ucuz, sahte yollara tevessül eden dernek görmedim.
Son zamanlarda kendimce doğru nedenlerle CHP'yi ve Kııçlaroğlunu epey eleştirdim. Ancak bazı gerçekleri unuttum sanılmasın. Türkiyenin bugünkü demokrasisi Başta tabii Atatürk ve CHP sayesindedir. AKP dahil bütün partilerin mevcudiyetinin temelini onlar atmıştır. Kılıçlaroğlunun son tutumu ve listesi ise bana kendisine biraz erken yüklendiğimi düşündürdü. İlk başkan seçilişinden sonraki suni popularite, umarımki yerinde söylemler ile yerini yavaş ama sağlam sevgiye ve AKP'ye alternatif olabilecek oy potansiyeline bırakır.
Ben bukadar ucuz, sahte yollara tevessül eden dernek görmedim.
Son zamanlarda kendimce doğru nedenlerle CHP'yi ve Kııçlaroğlunu epey eleştirdim. Ancak bazı gerçekleri unuttum sanılmasın. Türkiyenin bugünkü demokrasisi Başta tabii Atatürk ve CHP sayesindedir. AKP dahil bütün partilerin mevcudiyetinin temelini onlar atmıştır. Kılıçlaroğlunun son tutumu ve listesi ise bana kendisine biraz erken yüklendiğimi düşündürdü. İlk başkan seçilişinden sonraki suni popularite, umarımki yerinde söylemler ile yerini yavaş ama sağlam sevgiye ve AKP'ye alternatif olabilecek oy potansiyeline bırakır.
14 Aralık 2010 Salı
CHP'nin hali
Toplumda bir korku var. Bazı insanlar durumlardan ürküyor. Totaliter rejim eğilimlerinin arttığı endişesi insanları korkutuyor. Üstüne, son günlerdeki orantısız güç söylemleri, restoran kontrolleri ve bu konularda bu kesimin gözünde AKP'nin yeterli çıkış yapamaması, endişeleri arttırıyor. Dolayısıyla bu düşünce seçimde daha dengeli bir BMM'ye sıcak bakıyor. Öyle oluncada ilk alternatif olarak akla CHP geliyor.
Ama CHP ne yapıyor? İnsanlara umut vermek, sorunlara rasyonel çözümler üreterek topluma mesajlar vermek yerine, ceza kanunlarının en önemli maddeleri; suçlu bulunana kadar suçsuz, suçsuzluğu değil suçu ispat gerekir'i unutup RTE'nin hesapları gibi sığ işlerle uğraşıyorlar. En son olarak çıkan blok liste çarşaf liste polemiği ise insanları CHP'den soğutan kişisel hırsların devamı niteliğinde.
Böyle bir zamanda insanların hırslarını unutup millet için iyi olanı yapmaya çalışması gerektir diye düşünüyorum.
Ama bu zihniyetlerle, CHP'de beklenen oy artışları bir değil başka birkaç bahara kalmıştır.
Ama CHP ne yapıyor? İnsanlara umut vermek, sorunlara rasyonel çözümler üreterek topluma mesajlar vermek yerine, ceza kanunlarının en önemli maddeleri; suçlu bulunana kadar suçsuz, suçsuzluğu değil suçu ispat gerekir'i unutup RTE'nin hesapları gibi sığ işlerle uğraşıyorlar. En son olarak çıkan blok liste çarşaf liste polemiği ise insanları CHP'den soğutan kişisel hırsların devamı niteliğinde.
Böyle bir zamanda insanların hırslarını unutup millet için iyi olanı yapmaya çalışması gerektir diye düşünüyorum.
Ama bu zihniyetlerle, CHP'de beklenen oy artışları bir değil başka birkaç bahara kalmıştır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)